Sıradan bir Cuma günüydü çoğu insan için. Haftanın son iş günü… Akşam 17.30’u geçtikten sonra saat ofislerinden çıkıp, arabalarına binip evlerinin yolunu tutuyorlardı. Belki de radyoda 99,5’te Kaan’ı dinliyorlardı, tampon tampona trafikte.
 
Bir kısım insan içinse bambaşkaydı durum. İşlerinden çıkar çıkmaz evlerine koşturmak yerine başka bir yere yetişmek için uğraşıyorlardır. Öyle ya, Şubat ayının en son Cuma günüydü. Villa Restaurant’ta bir araya geleceklerdi arkadaşları, abileri, ablaları, kardeşleriyle. Ankaralı TAC’liler yine bir “Son Cuma”da bir araya geliyorlardı.
 
Kısa zamanda dolmuştu Villa Restaurant. Saat 19.00’u geçerken ancak gelebildiğimde, içeride her yaştan TAC’liler vardı. 60’lardan 2000’lere kadar uzanan bir yelpazede mavraya başlanmıştı bile. “Basın”ız ya, biz de hemen göreve soyunduk. Ardı ardına deklanşöre bastıkça bu güzel gecenin sonsuzluğa doğru taşınmasında görsel olarak bir rol oynamanın sevinci kaplıyordu içimi.
 
Saatler 20.00’ye geldiğinde bile hala yeni gelen insanlar vardı. Villa Restaurant’ta alt kısımdaki tüm sandalyeler ve hatta bar kısmındaki tabureler bile dolmuştu. Aslında bu iyi sayılabilecek bir durumdu. Zira bir süre sonra ayakta durulacak yer bile zor bulunacaktı. İğne atsan yere düşmez sözü böyle bir akşam için edilmiş olacaktı.
 
Gece ilerledikçe, mavralar arttıkça, böylesine dinamik ve kalabalık bir grubun mavra atmak dışında da yapması gereken şeyleri olduğunu düşünülse gerek bir refleks olarak adeta “tuğla” için para toplanmaya başlandı. Bu yalnızca bir yan etkiydi aslında, çünkü Arzu Kaprol tasarımlı “Bir Tuğla da Sen Koy” tişörtleri zaten yok satıyor vaziyetteydi. Tişörtünü alan hemen üzerine geçirerek deniyor, arkasından da hemen kameranın önüne geçerek poz veriyordu.
 
Bu kadar değildi elbette, yönetim kurulu son sürat çalışıyordu. Başkan yine işini gücünü bir yana bırakmış, uzun zamandır göremediklerinden ulaşım bilgileri istiyordu database için. Bir ayda gelişebileceğinden daha fazla gelişti belki de database o gece.
 
Bitti mi? Hayır!
 
“Aidiyet Bağışı”nı yapmak isteyip de yapamayanlar Sanal Pos sayesinde hemen oracıkta kredi kartlarından çektirebildiler bağışlarını. İnternet üzerinden yapılabileceklere her geçen gün yenisini ekleyen web komisyonu bu sefer de karşımıza “Hediye Tuğlası” ile çıktı. www.birtugladasenkoy.com adresindeki doktor tuğlalarının hemen yanındaki kısım bunun için ayrılmış. Eşine, arkadaşına, ailesine, sevgilisine doğum gününü, sevgililer gününü, evlilik yıldönümünü veya herhangi başka bir şeyi kutlamak için çiçek almanın yanında bir de “tuğla” hediye edebiliyor artık TAC’liler.
 
Gecenin sonu ne zaman geldi derseniz eğer, Alp Abi(’73)’ün TacAnkara grubuna yazmış olduğu bir mailden kısa bir alıntı yapmak durumunda kalacağım:
 
“Aksam 10 gibi Cem'le nerede ise mekani kapatip Villa'dan cikarken Hakan Aytas geldi. "Gorevimi yapmam lazim" diyerek bir sure kalacagini soyledi.”
 
Durum budur işte. Böylesine de efsane bir Son Cuma oldu bu. Şubat ayı olması sebebiyle, açıkçası benim aklımda insanların çoğunun ayın son cumasının 23’üne denk geldiğini fark etmeyeceği düşüncesi vardı. Anlaşılan yanılmışım.
 
Dopdolu bir akşamın dopdolu getirileri oldu. Sayımız ne kadar çok olursa o kadar güçlü olacağımız bir kez daha kanıtlandı. Projeler adına yapılanlar önemliydi. Eski dostları tekrardan görmek, gülmek eğlenmek, hasret gidermek ve mavra atmak da yanımıza kar olarak kaldı.
 
Erdem ERKILIÇ
Class of 2004

Designed by Çağlar & Ömer Bros.