Skip to main content.

Ortaya Çıkış

Benim gönlümden geçen şudur. İzmir - istanbul diye ayırmayalım, bir tane büyük çelenk yaptıralım ve bu Talas'li arkadaşları adına olsun. Ondan sonra da aramızda katkı yapacak kişilerden gelen bağışlarla (çelenk almak için vereceğimiz paralar) onun adına bir sayfa açalım ve herkes oraya Hüsnü abi hakkında düşündüklerini onunla paylaştıkları anıları yazsın, resimlerini bulalım ve onun bir sayfasını yapalım ve hatırasını sonsuza kadar yaşatalım. Bu işi yaparken de topladığımız paralar bir havuzun içinde TAC mezunlar derneğince saklanıyor olacak ve her yıl onun getirisi ile maddi imkanı olmayan öğrencilere bu para burs olarak dönecek. Daha güzel bir proje düşünemiyorum Hüsnü Abıyı yaşatacak.

Hüsnü Ağabey için ben bir tuğla için bağış yaparak bir kampanya başlatıyorum. Orada umarım onun hatırasını yaşatacağız.

 

Katkılar

Bu çok iyi bir fikir. Diğer başkaca yöntemler bulunabilir belki ama, ben Cengiz'in fikrini çok beğendim. Ben tuğla icin katkida bulunacagim.

 

Yazılanlar

Başta kederli ailesi olmak üzere Talas ve TAC, camiasına, sonra da herkese başsağlığı dilerim. Tanıyıp, bilip de sevmeyeni olmayan, can dost, adam gibi adam, Hüsnü'müz, işiklar içinde yatsın. Bu camia da, hiç olmazsa bir müddet başka acı görmesin.

 

Babam, Salih Arkan '68 sayesinde tanıdığım, sohbetine doyumsuz, çok güleryüzlü, abimizi kaybettiğimizi üzüntü ile öğrendim. Tüm sevenlerinin başı sağolsun, allah sabır versin.

 

Sevgili Hüsnü Himam ağabeyimize Tanrıdan rahmet, yakınlarına ve arkadaşlarına baş sağlığı dilerim. Mekanı cennet olsun.

 

TALAS'61 - sinif arkadasim, hakiki dost , guzel ve sevecen insan HÜSNÜ HİMAM dün gece, yatağında uykusunda iken , kalp krizinden vefat etmiştir. Tesadüf odur ki, bugün yapılacak olan TAC 45. yıl sınıf toplantısı, Hüsnü Himam'ı anma toplantisi gibi olacaktır. Çok arzu etmemize rağmen katılamadığım toplantıda, Hüsnü'den güzel anılar teselli olacaktır. HÜSNÜ'NÜN RUHU ŞAD OLSUN. Hepimizin başı sağ olsun...

 

Sevgili Hüsnü'ye Tanrıdan rahmet, ailesine, camiamıza başsağlığı diliyorum. Işıklar içinde uyusun sonsuzluğunda...

 

Çok çalıştın, yoruldun. Mutlu bir eş, sevilen bir babaydın. Şu anda yurtdışında olduğum için son yolculuğuna katılamayacağım. Bence biraz erken oldu. Enfarktüs geçirdiğimde Ayvalık'tan getirdiğin dağ çileklerini ve faydalarını en ince detayına kadar anlatmanı hiç unutmadım. Mekanın cennet olsun sevgili kardeşim. Eşine, kızlarına ve seni seven herkese başsağlığı diliyorum. Huzur içinde yat, ruhun şad olsun.

 

Talas'da bir yıl beraber olduğumuz Hüsnü ağabeye Allah'dan rahmet, tüm ailesine, yakınlarına ve camiamıza başssağlığı dilerim.

 

Hüsnü Himam ağabeye rahmet, ailesine, dostlarına sabır diliyorum.

Sevgili Hocam Kitabından

11 Ekim 1967
Sevgili Hocam
 
Uzun müddetten beri size mektup yazamıyorum. Sebebi de malûm. Tembellik deyin, isterseniz. Ya da ihmalkârlık, herhalde ikisi de aynı derecede sebep.
 
Nihayet yeni bir yıl geldi çattı. 1967-1968 ders yılını bu fakir, Erzurum'da gene garip bir kişi olarak geçirecek. Hem üçüncü yılını, hem de çilesini dolduracak. Canıma tak etti artık, Hocam. Ama şunun şurasında da bir senecik kaldı. Zaten başlıca tesellim de bu ya...
 
Bu sene üçüncü sınıfı okuyorum. Hani, şaka maka fakültenin kartlarından biri oldum, Hocam.
 
Doğru mudur, bilmiyorum ama bu sene Mart'ta Demir Önal da Erzurum Tıp Fakültesi'ne geliyormuş.
 
Bu yaz tesadüfen, Ayvalıkta Mr. Meyer ve ailesine rast­ladım. Birkaç gün bizde misafir kaldılar. Bir iki defa birlikte yemek yedik. Bir iki defa diyorum, çünkü bizim misafirimiz olarak geçirdikleri günlerin mühim bir kısmını Burhaniye'nin sayfiyesi olan Ören'de bulunan amcamın yazlık evin­de geçirdiler. Ne yalan söyleyeyim, onları görünce o kadar heyecanlandım ki, heyecanım veda edinceye kadar devam etti ve size selâm göndermeyi unuttum. Belki onlar, âdet yerini bulsun diye, söylemişlerdir ama, işin esası dediğim gibi. Tabii, bu arada okuldaki, yani Kolej'deki yenilikleri, eskilikleri öğrendim.
 
Önümüzdeki yıllarda fırsat ve imkân bulursanız, sizi de Gömeç'de görmek, benim ve bizim için büyük bir kıvanç vesilesi olacak, Hocam. Ayvalık ve diğer Edremit Körfezi şehirlerinin methiyesi herhalde kulağınıza gelmiştir. Orada yaşadığım veya propaganda için söylemiyorum, gerçekten görülmeye değer yerler.
 
Atatürk Üniversitesi bir taraftan gelişirken, diğer taraftan birçok dedikodu ve hâdiselere sahne oluyor. Gerçekten, inşaatlar süratle ilerliyor. İlerliyor ama Ziraatçilerle Tıplılar arasında "Bizim binalar önce tamamlansın, sizinkiler şöyle olsun, böyle olsun" kavgası sürüyor. 67-68 ders yılı, Atatürk Üniversitesi'nin onuncu tedrisat yılı oluyor. Bu, aynı za­manda Nebraska Üniversitesi ile anlaşmanın sona ereceği yıl olarak da ayrı bir ehemmiyeti hâiz. Yani bu yıl, "Neb­raska Team" adı verilen parazitlerin burada son yılı olacakmış. Diğer bir tâbirle, "yan gelip yatarak maaş ziyafeti çekmeye" paydos.
 
Tabii duymuşsunuzdur, 3. Ordu da Erzincan'a gidiyor. Hatta gitti de, malûm merasimler de bugün yarın yapılıp bitecek.
 
Bende olan bir değişikliği de söyleyeyim, Hocam. Zannetmiyorum ki, dışarıda görüp de beni tanıyabilesiniz. Zira oniki kilo vererek eski şişman halimden bir şey bırakmadım. Şimdi tığ gibi incecik oldum, yani. Görenler, hastalık falan geçirdim zannediyorlar. Esasında, Erzurum'un Palandöken Dağları'nı tırmana tırmana imanım gevredi. Ben söyleyeyim gene de, eğer ileride karşılaşacak olursak -inşallah- tanımakta fazla zorluk çekmeyeceksiniz.
 
Şimdilik ellerinizden öper, hürmetlerimi arz ederken, sıhhatli ve neşeli günler dilerim. Bendeniz çok sıhhatliyim. Geçmiş mektuplarda yaptığınız tavsiyeleri tutmaya çalışıyo­rum.
 
Hüsnü Himam